Ayın 18i olmuş bayram tatili öncesi herkes rehavete kapılmış, yolculuk hazırlıkları başlamış, ama bende bir hazırlık yok neden? Çünkü uçuşum cumartesi saat 14.05te Gaziantep’ten. Gayet sakinim o bakımdan tüm ekibi yolcu ettim bizzat sonrasında geldim benzinlik otelime güzelce dinlenmeye çalıştım ama dinlenemedim. Zira kalktım sabahın köründe bindim Besni-Gaziantep dolmuşuna. Saat 8.00 sharp
))
Dolmuş şoförü biraz psycho cıktı adam daracık yolda 160-170 basıyor inanamadım. Bir de diğer şoförlerin tamponuna değecek şekle gelmeden sollama yapmıyor. Az daha çok sakat bir kaza yapıyorduk son anda kurtardı, tabi içerde kusan kusana torbalar hava uçuşmakta. Tabi bu arada Onurair’dan gelen acı mesaj “Uçağınız 1,5 saat gecikmeli kalkacaktır.” Neyse sağ salim vardık Gaziantep otogara. İndim durakta. Hemen Grand Hotel otobusune bindim doğru şehir merkezine. Saat 10.30 şehir merkezindeyim.
Havaşa geldim saat 12.15te servis var. Binsem mi yoksa uçak zaten geç kalkıyor biraz takılsam mı derken binmeye karar verdim. O saate kadar bir özsüt buldum kahvaltı yaptım sonrasında havalimanına geçtim. Bir de bu arada kargonun bana yaptığı olay da çok ilginç söylemediğim halde karşıdan ödemeli olarak göndermişler valizimi. Telefonda bir güzel tebrik ettim, başarılar diledim.
Havalimanına geldiğimde saat 1.00di oturdum müzik filan oyalanıyor, thynin rötarsız uçuşunu izliyor, kendime küfür ediyordum neden onurdan aldım diye. Saat 15.30u gösterirken merakla panoları takip etmeye başladım, fakat bizimkinde bir hareket yoktu nitekim hava trafiği filan yalanlarıyla bizi oyalıyorlardı. Hava trafiği tamam da demek ki uçuşu planlayamamışsınız arkadaş bayramda kar edelim diye fazladan uçuş koymuşsunuz, sonrasında hem mevcut yolcunuzdan oldunuz, hem de tailwind diye yeni kurulan bir havayolu şirketine para kazandırmak suretiyle uçak kiralayıp bir güzel para kaybetmiş oldunuz. İyi de oldu müstehak size. Neyse devam edeyim; saat 15.30u gösterdiğinde bir 35dk.da benden olsun dercesine gecikme eklediler. Millet tabi çıldırdı, bir de yağmur bastırdı. Aha dedim bugün artık son buradan kurtulamayacağım.!!!
Saat 16.30 olduğunda uçağa alınmaya başladık. Sonra yarım saat İstanbul semalarında dolanma neticesinde hava trafiğine son diyerek iniş yaptık. Kurtulmuştum. Sonunda rahatladım, bindim havaşa ve uzaklaştım…
Sonuç, bir daha çok uzaklara gitmemek üzere(umarım) İstanbul’da sabit hayat başlamıştır. Duyurulur…






Çalış çalış çalış…
Sabit hayatı duyurmusum uzun bir süre önce ama bizim host da domain de yalan oldu sabit hayatımızdabol bol yazarız blogumuza diye dusunurken.
Hele bu aralar kafayı sıyırmıs durumdayım. Evden çıkıyorum işe, işten geliyorum CISA ve Mayıs ayında alacağım eğitim ile ilgili çalışıyorum. Hayat tam anlamıyla monotonlaştı. Umarım çalışayım derken iyice asosyalliğin zirvelerine ulaşmam. haftaya Antalya’ya gidecegim 3 gün. Toplantı var. Bakalım bu sene neler olacak. Her sene şenlikli gerçekten.
Bu arada bu aralar twittera baya sardım aksamları işten gelince. Bloga yazmaya üşendiğim zamanlarda oraya aklıma eseni yazıyorum. Daha tam anlamıyla verimli kullanamıyorum ama olacak sanırım.-bunlar asosyallik başlangıçları bu arada:)-
Monitor aldım 22″, direksiyon aldım, kitaplık aldım, kitap aldım….odada baya bir değişiklik var anlayacagınız turne sonrasında insanın yasayabilecegi bir ortama cevirdim. Ama bir eksik var sanırım, en kısa zamanda o eksigi de gidermeyi umuyorum.
Temmuz’a kadar tamamiyle doluyum. Hatta Haziran 15 diyelim şuna. Ama sonrasında iş yoğunluğu yine olacak ama en azından mesai sonrası hayatımı kendime adayabileceğim. Umarım toparlanacak herşey netliğe kavuşacak. Simdilik sevgiler…